| | Üretsiz Blog oluştur

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar, genellikle cinsel ilişki yoluyla insandan insana bulaşan mikroorganizmaların (mikrop) neden olduğu genital yol (üreme organları) enfeksiyonlarıdır.

AIDS Testi Nasıl Yaptırılır?

Burç Genetik Tanı Merkezi

 

BURÇ Genetics Diagnostic Center
HIV DANIŞMANLIK HATTI
0554 236 66 20
0530 408 25 99

Önce: Neden yaptırılır?

AIDS testi yaptırmak kimseyi AIDS'ten korumaz. Bunu düzenli olarak yaptırmak, kişinin daha erken tanı alıp tedavi programına bir an evvel alınmasından başka bir işe yaramaz. Düzenli test olmak yerine parayı kondoma (yani prezervatife) yatırmak daha akıllıca olur. Ama şüpheli bir cinsel ilişkiden sonra, yani korunulmamış her ilişkiden sonra, test olmak iyi olur. Kondom kullanmaya üşenip de testi korunma olarak kullanmak yanlıştır.

Testte neye bakılır?

ELİSA diye bilinen test sırasında, kanda, hastalığa sebep olan mikroba karşı gelişmiş olan antikorlara bakılır. Antikor vücudun, kendisine yabancı maddelere karşı ürettiği savunma aracı. Yani HIV(+) ya da HIV Pozitif kişi kanında bu antikor bulunan kişi demek oluyor; bu da o kişinin virüsle karşılaştığı anlamına geliyor. ELİSA aslında bu ilkeyle yapılan tüm testlerin adıdır, sadece HIV için kullanılmaz.

Sonuç nasıl yorumlanır?

HIV bulaşmasından sonra insan vücudunun savunma sistemine yerleşir ve onu içten yıkmaya çalışır. Bağışıklık sistemi denen bu savunma sistemi insanın hastalık yapan mikrop ve maddelerden korunması için gereklidir. Bu sistem sayesinde her mikrop her zaman hastalığa yol açmaz, birçok hastalıkta oldukça hafif geçer. Zaman zaman hepimizde oluşan kanser hücreleri bu sistem tarafından ortadan kaldırılarak etkisiz hale getirilirler. Virüs vücuda ilk girdiğinde hiç belirti vermeyebilir ya da grip benzeri şikayetler olur (ki hiç de AIDS'e özgü bir durum değil). Sonra virüsle bağışıklık sistemi arasındaki bu mücadele ortalama 10 yıl devam eder (bu süre birçok faktöre bağlı olarak değişebilir, kimi 6 ay, kimi 15 yılda sona erer). Sonunda kazanan, maalesef, hemen her zaman HIV olur. Bağışıklık sistemi ortadan kalkar. Çok nadir görülen birçok bulaşıcı hastalık ortaya çıkar, bunlar sağlıklı kişilerdekilerden daha ağır seyrederler ve tedavileri de daha zordur. Alışılmadık kanserler görülmeye başlanır. Sonunda hasta bu hastalıklarla kaybedilir. Yani HIV öldürmez, öldürtmez.

İşte bu sonuncu evreye, birçok hastalığın görüldüğü son döneme kadar, hastalığın dışardan görülen hiçbir belirtisi yoktur. Doktor muayenesi ile bile anlaşılamaz. Sadece kan testi ile anlaşılabilir.

Ama kan testinin bir zaafı vardır, o da virüs vücuda girdikten 3 ay sonrasına kadar virüsü gösterememesidir. Bu döneme "pencere dönemi" denir. Şüpheli bir ilişki ile doktora başvurulduğunda, test (-) çıksa da kesin konuşmak için bu dönemden sonra yapılacak test beklenir.

Uzun lafın kısası:

Test (-) çıkarsa: (yani temizse) ya virüs yok ya da pencere dönemi. Emin olmak için üçüncü ayın sonunda test edilmeli. Yani bir Elisa testi sonucu yanınızda gezdirilip, gerektiğinde gösterilecek bir 'iyi hal kağıdı' değildir. Test yapıldığından üç ay önceki durumunuzu gösteren bir belgedir sadece.

Ya test (+) çıkarsa: test kanınızda virüs olduğunu iddia ediyor demektir. Tamam korkmaya, şaşırıp sinirlenmeye hakkınız var, ama henüz hasta olduğunuza dair bir kanıt yok. Bir kez daha elisa testi yaptırıyorsunuz. (-) çıktıysa rahat bir nefes alıp, kondomunuzu yanınızdan ayırmadan yaşama devam ediyorsunuz. Diyelim ki ikinci test (+) çıktı, durun, hâlâ ağıt yakmak için erken. İki kere pozitif çıkan testten sonra bir de başka bir yöntemle yapılan doğrulama testi yapılır. (Bu sadece belli merkezlerde yapılabilir, mesela Ankara'da Hıfzısıhha'da.)

Yani virüsü kapmak kolay, hastayım demek zor.

(İki paragrafta anlatılabilen bu test serüveninin aslında kaç uykusuz geceye, bunaltılı güne denk düştüğünü, başkalarıyla -belki en yakınlarınızla bile- böyle bir serüveni paylaşmanın ne kadar zor olduğunu burada şöyle bir göz önünde canlandırmak gerekiyor.)

Test nerede yaptırılabilir?

Aslında her yataklı devlet hastanesinde, birçok özel hastanede ve poliklinikte, birçok laboratuvarda test yaptırılabilir. Bunlarla birlikte danışmanlık hizmeti veren bazı merkezler var. Bir de eczanelerden alınıp evde kendi kendine yapılan testler var. Şimdi biraz bunlardan bahsedip, Ankara'dan örnekler vereceğim.

Bir kere testin her zaman bir defada kesin sonuç vermediğini biliyoruz. Sonra test (-) çıkınca tapu gibi kalıcı bir belge zannedilmesi, (+) çıkınca da ölüm fermanı şeklinde algılanması çok rastlanmayan durumlar değil. Peki evde test yaptırıp da pozitif çıkan kişinin yanında kim olacak, sağlıklı bilgiyi kim verecek, biraz olsun kim derdini paylaşacak? Bu gibi durumlarda, insanlar intihara, ya da topluma yönelik güçlü bir nefret duygusuna çok yakın oluyorlar. Tüm bu sebeplerden dolayı, evde test yapılmasını tavsiye etmiyoruz. (Zaten bu uygulamayı da Türkiye dışında uygulamaya koymaya cesaret eden ülke yok.)

Danışmanlık ne işe yarar?

Hem testi olmadan testin ne anlama geldiğini anlatır, hem de sonuç geldiğinde yorumlayabilir. Hem bilgi hem de destek sağlar. Hasta olduğunuz ortaya çıkarsa, tedavi alabileceğiniz merkezlere yönlendirir, sizi haklarınız konusunda bilgilendirir, sizi bekleyen zorluklardan haberdar eder, nasıl başa çıkabileceğinizi anlatır. Yani hiç de lüks değildir, danışmanlık hizmeti verilen yerlerde test olmak tavsiye edilir.

Danışmanlık, AIDS ile Savaşım Dermeklerinde, AIDS ile Mücadele Derneklerinde verilmekte. Ankara'da AIDS ile Savaşım Derneğinin böyle bir çalışması yok. Hacettepe AIDS Tedavi ve Araştırma Merkezinde ve Türkiye Aile Planlaması Derneğinde de bu hizmet verilmekte. (Bu hizmetlerin haftanın yedi günü yirmidört saat verilmemek bir yana mesai saatleri içinde bile hep ulaşılabilir olmadıklarını maalesef hatırlatmak zorundayım, özellikle bazıları için sabırlı olmayı öneriyorum.)

Bu merkezlere telefonla başvurup, gidip yüz yüze konuşabilirsiniz. Onlarda sizi test yapılan bir yere yollarlar.

Bunların olmadığı, ulaşamadığınız ya da ulaşmayı tercih etmediğiniz durumlarda, hastanelerin infeksiyon (enfeksiyon- bulaşıcı hastalıklar- intaniye; hepsi aynı anlamda kullanılıyor) ya da klinik mikrobiyoloji bölümlerine başvurabilirsiniz.

Test olmak için isim vermek gerekir mi?

Bir isim vermek gerekir, ama bu sizin isminiz olmak zorunda değil. Tabi test masraflarını sigortaya ödettiriyorsanız kendi isminizi kullanmalısınız.

Çok masraflı mı yani?

Hacettepe Üniversitesi Hastanelerinde yaklaşık 4 milyon, Ankara'da özel bir iki laboratuvara sordum 10 milyon kadar. Diğer şehirlerde fiyatlar değişik olabilir. (Burada verdiğim fiyatları size duyurmadan değiştirme hakkını da saklı tutuyorlar tabi.)

Pozitif çıkarsa herkes duyar mı?

AIDS, Sağlık Bakanlığı'na bildirilmesi zorunlu bir hastalık. Bu, istatistikler yapmak, durumu ve gidişi belirlemek için gerekli. Ama bu bildirim isimle yapılmıyor. İsminizin baş harfleri ve doğum yılınız kullanılarak kodlanıyor. Bunun dışında tedavinizden sorumlu doktor ve ekibi dışında kimseye söylenmemesi gerekiyor. Tüm tedavi masrafları her sigorta kuruluşu tarafından karşılanıyor. Sigortası olmayıp, maddi gücü de yeterli olmayan (ki yılda 12000 dolar kadar güç pek azımızda var) yeşil karttan yararlanabilir. Ama yeşil kart için her harcamanın, kaymakam başkanlığındaki yerel bir kuruldan geçmesi gerekiyor ki bu da ortada mahremiyet filan bırakmıyor.

Ama bunlar da ideal olanlar, ülkemizde tanı koyduktan sonra basın toplantısı yapan il sağlık müdürleri, başhekimler var. Özel laboratuvar ve hastaneler gizlilik konusunda hiç de daha hassas veya güvenilir değiller. Bence danışmanlık merkezlerinin bir işlevi de bu gizliliğin sağlanması için arkanızda durmak. Çünkü medyanın eline düşmek bir AIDS hastasının bile başına gelebilecek en kötü şey.

Kitaplarda yazılı olmayanlar

Danışmanlık almaya başlamakla tedavi olmak arasındaki her basamakta bir sürü tatsız olay yaşayabilirsiniz. AIDS konusunda toplum çok bilgisiz, nasıl bulaştığını bilmedikleri için en yakınlarınız bile, sadece şüphelendikleri andan itibaren sizden uzak durmaya, aynı odada bile bulunmamaya çalışabilirler. Onlara bulaştırmaya çalışmakla, sorumsuzlukla, sapıklıkla suçlanmanız sizi çok şaşırtmamalı. Çok anlayışlı gördüğünüz insanları çocuklarını sizden uzak tutmaya çalışırken yakalayabilirsiniz. Nasıl bulaştığını bilenlerde, cinsel yolla bulaştığını bildikleri için artık size başka bir gözle bakacaktırlar. Burada eşcinsel olmanız birçok kişinin aklından geçecek, öyle olduğunuzu bilenler "sırf keyfin uğruna bak başına neler geldi" diye dersler vermeye başlayacaklar.

Hadi bunlar bilmiyor. Bilenler… Danışmanlık verenler, bakalım eşcinsel bir ilişkiyi nasıl karşılayacaklar ilk anlattığınızda. Maalesef beklenenin aksine, AIDS ile ilgilen uzmanlarda bile homofobi yeterince derin olabiliyor (tabi bunlar çoğunlukta demek istemiyorum). Danışmanlığın ilkeleri gereği sizi yargılamadan, içinde bulunduğunuz ya da bulunmayı seçtiğiniz koşullarda size yardımcı olması gerekiyor.

Test olmaya gittiğinizde, sizden kan alacak kişinin, belki hemşire belki doktor, hiç kimse için kullanmadığı halde, sizden kan alırken eldiven taktığını göreceksiniz. (Potansiyel AIDS hastasısınız ya, kendini korumaya çalışıyor. Aslında sağlık kuralı her zaman eldiven kullanılmasıdır.)

AIDS hastası iseniz uğrayabileceğiniz tıbbi ayrımcılıkla ilgili bir kitap yazılabilir. Sadece bir fikir vereyim. Acil servise sokulmayabilirsiniz, hamileyseniz doğumu neredeyse kendiniz yapmak zorunda kalabilirsiniz, hastaneden yattığınız süre içinde ayrı özel bir odada yalıtılmış olarak kalırsınız, tüm personel ya taburcu olmanız ya da ölüp gitmeniz için duacıdırlar, tüm laboratuvar testlerinizin üstünde HIV(+) yazıyordur (teknisyeni korumak için gizlilik kurban edilir)….

"Bilmemeyi tercih ederim" mi dediniz?

Tüm bu anlattıklarımla oldukça zor bir süreç olduğu anlaşılmıştır herhalde. Ama unutulmaması gereken birşey var: AIDS'le ölünmez, AIDS'le yaşanır. Hastalığın bir tedavisi var, zor olsa da, kesin olarak kurtarmasa da. Tedavinin güzel yanı çok daha uzun süre kişiyi sağlıklı tutması. Öleceksem sonunda biraz daha uzun yaşamanın ne anlamı var diyorsanız; o kadar umutsuz değiliz. Tıp tarihinde sebebi, nasıl bulaşıp, nasıl geliştiği, nasıl korunulabileceği, nasıl durdurulacağı en hızlı bulunan hastalık AIDS. Tedavisinin de siz yaşarken bulunma şansı çok yüksek. Ayrıca düzenli bir tedaviyle on yıllar boyunca yaşayabilirsiniz (ki hiç de küçümsenecek bir şey değil). Bunu bilmiyor olunca da hiçbir şeyden kurtulmadığınızı hatırlatayım.

Son nokta

Piyasada en pahalısı olan Durex kondomun onikilik paketi 2-2.5 milyon arasında. Tanesi yaklaşık 200.000 lira. Taşıması çok kolay, takması maksimum 20-30 saniye. Hâlâ üşeniyor musunuz?

Şehrinizdeki AIDS ile Savaşım, AIDS ile Mücadele Derneklerine, hastanelerdeki infeksiyon ve klinik mikrobiyoloji bölümlerine başvurabilirsiniz. (Özellikle İzmir'de Ege Üniversitesi Klinik Mikrobiyoloji Bölümünü tavsiye edebilirim. Ayrıca Bakınız "iletişim" sayfası)

 

 

*Alıntı

Human Papilloma Virus (HPV)

Burç Genetik Tanı Merkezi

BURÇ Genetics Diagnostic Center
CİNSEL HASTALIKLAR DANIŞMA HATTI
0554 236 66 20
0530 408 25 99

Tanım. HPV, genital bölge ve mukoza enfeksiyonları yapan, “condyloma acuminatum” adı verilen siğil şeklinde kitlelerin oluşumuna neden olan ve servikal kanserle ilişkili olduğu kesin olarak saptanmış bir virüstür. Yaklaşık 100 farklı genotipi bulunan bu virüs vücuda girdiğinde hücre içine yerleşmekte ve immun sistemin zayıfladığı zamanlarda ortaya çıkmaktadır.
HPV kimlik kartı.Papovavirus ailesinden, 72 kapsomerli, 45-50 nm boyutlarında, ikosahedral simetri gösteren zarfsız virüslerdir. 6.500-8.000 baz çiftinden oluşan çift sarmal sirküler DNA içeren bir genom taşımaktadır.1


Şekil.1 Kanser aşamaları
Kontaminasyon. HPV cinsel yolla bulaşan bir hastalık olarak kabul edilmektedir, ancak doğum sırasında anneden bebeğe geçebildiği ve kontamine eşyalardan, genel tuvalet, duş gibi hijyenik olmayan ortamlardan da bulaşabildiği bildirilmektedir.2
Prevelans. Özellikle gelişmiş ülkelerde son derece yaygın bir virüs olan HPV ile tüm dünyada 630 milyon enfekte kişi bulunduğu kabul edilmektedir.
Ülkemizde 2007 yılında yayınlanan, 1353 kadın taranarak yapılan bir çalışmada katılımcıların %20’sinde HPV virüsü saptanmış olup, %0.7’sinde
ise HPV’nin neden olduğu preinvazif servikal lezyonlar tespit edilmiştir. Türkiye servikal HPV kolonizasyonu sıklığı %2.1 olarak belirtilmektedir.3
Servikal kanser olguları ve prekürsör intraepitelyal lezyonların HPV kaynaklı olduğu bilinmektedir. Düşük virülanslı tipler ise genital bölgede siğil şeklinde kitlelerin oluşumuna sebep olmaktadırlar.
Şekil.2 Servikal doku kanser dönüşüm safhaları
Serviks kanseri kadınlarda en sık görülen 2. kanser kaynaklı ölüm nedeni olarak kabul edilmektedir. Erken teşhis ile prekanseröz lezyonlara gerekli müdahaleler yapılabilmekte ve invaziv kanser (CIN2/CIN3) gelişimi önlenebilmektedir.
Condyloma Akuminatum. Genital bölge ve anüs etrafında saptananHPV düşük virulanslı tiplerinin (6,11..) sebep olduğu karnıbahar görünümlü siğillerdir. Genellikle asemptomatik olarak seyreden bu siğiller çeşitli metotlarla fiziksel olarak yok edilebilmekte fakat vücutta virus varlığı devam ettiği sürece immun sistemin zayıfladığı zamanlarda siğillerin tekrar etmesi engellenememektedir.

Şekil.3 Genital Siğiller
Tanı.
ü Pap Smear
ü HPV DNA GENOTİPLEMESİ (PCR)
ü Biyopsi: Koilositoz, piknotik nukleus, akanthosis, multinükleasyon…4
Moleküler genetiği. HPV genomu 6.500-8.000 baz çiftinden oluşmakta ve 8 açık okuma çerçevesi (open reading frame) içermektedir: E1, E2, E4, E5, E6, E7, L1 ve L2. E grubu erken (early), L grubu ise geç (late) fonksiyonları yansıtmaktadır.
Kanser gelişim sürecinde viral DNA konak hücre DNA’sına entegre olmaktadır. Viral halka, E2 açık okuma çerçevesinden başlayarak açılmaktadır. p53 ve Rb gibi tümör supresör proteinleri inaktive ettiği kanıtlanan E6 ve E7 onkoproteinleri, HPV 16 ve 18 gibi yüksek riskli genotiplerde saptanmış olup malignitenin ortaya çıkmasına neden olmaktadırlar. 5
HPV enfeksiyonları virüsün genotipine bağlı olarak rahim ağzını döşeyen skuamoz hücrelerde displaziye ve uzun dönemde serviks kanserine neden olabilmektedirler.

Protein
Fonksiyon
L1
Major kapsid proteini
L2
DNA’ya bağlanır
E6
p53 inhibisyonu
E7
Rb inaktivasyonu
LCR
HPV gen regülasyonu

Rahim ağzında HPV kaynaklı lezyon saptanan hastaların yaklaşık %80'inde 2 yıl içinde belirtilerin ortadan kalktığı bildirilmektedir. HPV klirensinin sağlanamadığı ve enfeksiyonun süreklilik kazandığı vakalar ise serviks kanseri açısından riskli grubu oluşturmaktadır. 6

RİSK
HPV Genotipleri5
Yüksek risk
16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, 68, 73, 82
Olası yüksek risk
26, 53, 66
Düşük risk
6, 11, 40, 42, 44, 54, 61, 70, 72, 81

Serviks Ca.Tüm dünyada sıklık açısından ön sıralarda yer alan bir kanser türü iken erken tanı yöntemlerinin (tarama testleri) geliştirilmesi ve kullanılması ile başlangıç aşamasında yakalanabilen ve etkili bir şekilde tedavi edilebilen bir hastalık haline gelmiştir.
Serviks kanseri; özellikle tarama testlerinin yaygın olarak kullanılamadığı ülkelerde halen önemini korumaktadır. Genellikle 40 yaş ve sonrasının bir hastalığı olarak kabul edilmesine karşın her yaşta ortaya çıkabilmektedir.
Erken cinsel aktivite (<20 yaşından önce), çok eşli yaşam tarzı ve sigara kullanımı hastalığın gelişimi açısından en önemli risk faktörleri olarak öngörülmektedir. 4, 7
Pap Smear. Temel amacı serviks kanseri öncü lezyonlarını yakalamak olan bir tarama testidir. Materyal, patoloji uzmanı tarafından mikroskop altında incelenerek tanı konmaktadır.
Şekil.4 Displazili Hücreler
ACS (American Cancer Society) 100’den fazla HPV tipi bulunduğunu bildirmektedir. 40’dan fazla HPV tipi genital bölgede enfeksiyona yol açmaktadır. Düşük riskli HPV tipleri (özellikle tip 6 ve 11) genital siğillere, yüksek riskli HPV tipleri ise (16, 18) servikal kansere sebep olmaktadır. Yapılan çalışmalarda servikal kanserlerin %97’sinde yüksek riskli HPV tipleri tespit edilmiştir. Bu nedenle HPV (+) vakalarda genotipin mutlaka saptanması gerekmektedir. 8

Şekil. 5
Serviks kanserinde hpv tiplerinin rolü
HPV-DNA PCR testi. Virüs genetik materyalinin (DNA) saptanması temeline dayanan bir analiz olup yüksek riskli HPV varlığının CIN2/3+ tanısında sitolojiden daha duyarlı olduğu kabul edilmektedir.
2003 yılında FDA (American Food and Drug Administration) 30 yaş üstü kadınlarda yapılan kanser taramalarında HPV-DNA analizinin Pap smear ile birlikte eş zamanlı kullanımını onaylamıştır. Ancak literatürde serviks kanseri araştırmasında primer tarama testi olarak kullanılmasının daha doğru olduğu ve zaman içerisinde tek tarama testi olarak kullanılacağı yönünde makaleler yayınlanmaya başlamıştır.

Servikal smear değerlendirilmesindeki teknik zorluklar nedeniyle optimal şartlarda bile tekrarlanabilirlik problemi bulunduğu bildirilmektedir.

Amerika’da National Cancer Institute (NCI) ve üniversitelerde görevli sitoloji uzmanlarının katıldığı bir çalışmadatanısı kesinleşmiş çok sayıda Pap-Smear preperatı değerlendirilmiş ve tekrarlanabilirlik sonuçları yukarıdaki tabloda belirtildiği gibi bulunmuştur (American Collage of Obstrecians and Gynecologists- ACOG Practice of Bulletin, 2005).6, 9

PAP Smear
Örnek Sayısı
Tekrarlanabilirlik
ASC
1473
%43
LSIL
1335
%68
HSIL
433
%47

Yüksek onkojenik risk taşıyan virus genotiplerinin (HPV-DNA PCR) CIN ve servikal kanser gelişmesinin en önemli sebebi (%97) olduğu anlaşılmıştır. Servikal kanser tarama testlerinde anormal sitoloji tespit edilen hastaların mutlaka HPV DNA testi ve genotiplemesi ile konfirme edilmeleri hastalığın kesin tanısı, prognozu ve tedavisi hakkında yol göstermektedir. Bu yaklaşımla hastalara gereksiz invazif girişimler önlenmekte ve ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlanmış olmaktadır. 10
Sitoloji bazlı tekniklerde duyarlılığın sınırlı oluşu servikal kanser önleme çalışmalarında önemli bir problem oluşturmaktadır. Pap Smear analizi mikroskobik hücresel değişiklikleri saptayabilmekte ve HPV varlığını kanıtlamakta yetersiz kalmaktadır. HPV-DNA PCR tekniği uygulandığında ise düşük düzey HPV pozitiflikleri de yakalanabilmekte ve latent enfeksiyonlar dahi saptanabilmektedir.11, 12

Şekil.6 HPV-DNA ve Pap smear karşılaştırılması
Gelecekte servikal kanser önleme programları dahilinde yalnızca HPV-DNA PCR testinin kullanılacağı ve servikal sitoloji tekniklerinin yüksek riskli HPV (+) varlığı saptanmış hastalarda kanserleşme sürecini takip etme amacıyla kullanılacağı ileri sürülmektedir.13
Human Papilloma Virus ile ilgili son gelişmeler:
Aşı. 2006 Haziran ayında FDA, HPV tip 6, 11, 16 ve 18’in neden olduğu servikal kanser, prekanseröz lezyon ve genital siğillerin oluşumunu engellediği iddia edilen ilk aşı için onay vermiştir. 9-26 yaş kadınlarda uygulanabilen bu aşı sadece tip 6, 11, 16 ve 18’e karşı koruma sağlamakta, daha önce HPV’nin bu tipleri ile enfekte olmuş kadınlarda ve diğer HPV tiplerine karşı koruma sağlamamaktadır.


 

						 						
						SIK SORULAN SORULAR						
						 						


 

1. HPV bulaşması ile kanserleşme süresi arasındaki ilişki nedir?
· HPV bulaşması sonrasında aylar içerisinde CIN ortaya çıkabilmektedir.
· CIN3’ün invazif kansere dönüşümü ortalama 10 yıl (8.1-12.6) sürmektedir.
· Normale dönme, CIN1 vakalarının %60’ında, CIN2’lerin ise %40’ında görülmektedir.
2. HPV-DNA testi kimlere yapılmalıdır?
1. Aktif cinsel yaşamın başlangıcından sonraki üçüncü yıldan itibaren tarama amaçlı olarak yapılmalı ve her üç yılda bir kez tekrarlanmalıdır (American Cancer Society, 2004).
2. Pop-smearde ASC-US/LSIL saptanması sonrasında kolposkopi endikasyonunun belirlenmesinde
3. Tedavi sonrasinda HPV pozitifliğinin takibinde kullanılmaktadır.
3. HPV materyali (sürüntü) nasıl alınmalıdır?
Smear fırçası servikse yerleştirilir ve saat yönünde 5-6 kez çevrilerek sürüntü alınır, mümkün olduğunca fazla döküntü almaya çalışılmalıdır. Daha sonra smear çubuğunun fırçası özel solüsyonu içine bırakılmalı ve en kısa zamanda ilgili moleküler tanı merkezine gönderilmelidir.

4. HPV DNA testinin (-) prediktif değerinin % 99 olması ne anlam ifade eder?
HPV DNA test sonucunun negatif (-) olması CIN2/CIN3 olasılığını %99 olasılıkla dışlamakta, prekanseröz lezyon mevcudiyetinin değerlendirilmesinde ve kolposkopi endikasyonunun belirlenmesinde hekime çok önemli bilgiler sağlamaktadır. Sonucun negatif bulunması ya da düşük riskli tiplerin tespit edilmiş olması gereksiz pek çok işlem olasılığını ortadan kaldırmaktadır.
5. Pap smear ve HPV-DNA testi negatif (-) olan kişi bir daha ne zaman tarama yaptırmalıdır?
ACS (American Cancer Society) ve ASCCP (American Society for Colposcopy and Cervical Pathology)’nin ortak kararına göre 3 yıldan önce Pap smear ve HPV-DNA testinin tekrarlanması gerekli görülmemektedir.
6. Pap smear negatif (-) HPV DNA pozitif (+) ise ne yapılmalıdır?
ACS ve ASCCP’e göre 6 ay sonra Pap smear ve HPV DNA testi tekrar edilmelidir.
7. Altı ay sonra yapılan HPV DNA testi tekrar
pozitif (+) çıkarsa ne yapılmalıdır?
ACS ve ASCCP’ye göre Pap smear sonucunun negatif (-) olmasına rağmen HPV-DNA testinin pozitif (+) olması nedeniyle kolposkopiye gidilmelidir.
8. Pap smear pozitif (+) ve HPV-DNA pozitif (+) ise ne yapılmalıdır?
ACS ve ASCCP’ ye göre direkt kolposkopi önerilmelidir.
9. HPV virüsünün diğer kanserlerle de ilişkisi var mıdır?
HPV 16 yüksek riskli genotipinin anüs, vulva, vagina ve penis gibi diğer anogenital kanserlerle de ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca respiratuar ve gastrointestinal traktuslarda da HPV ile ilişkili bazı kanserler saptanmıştır.
10. Aşı hayat boyu koruma sağlar mı?
Aşı uygulaması yapılmış kadınlarda bile servikal kanser tarama programlarının hayat boyu devam ettirilmesi önerilmektedir.14
10. Neden tarama testleri yaptırılmalıdır?

Kanser kaynaklı kadın ölümlerinde 2. sırada bulunan serviks kanseri erken tanı metodları kullanılarak erken safhada yakalanabilmektedir. DNA tabanlı testlerin kullanımı ile tarama testlerinde ciddi mesafeler alınmış durumdadır. Çok kolay uygulanabilen bu tekniklerin kullanımıyla düşük maliyetlerle ciddi koruyucu hekimlik hizmeti verilebilmekte ve erken teşhisin hasta, hekim ve sağlık sistemi açısından tüm maddi ve manevi avantajlarına olanak sağlanmaktadır.

Bültenin Pdf Formatı için Tıklayınız :Pdf Format

Burç Genetik Tanı Merkezi

BURÇ Genetics Diagnostic Center
CİNSEL HASTALIKLAR DANIŞMA HATTI
0554 236 66 20
0530 408 25 99

AIDS TESTİ : HIV TESTİ

Burç Genetik Tanı Merkezi

BURÇ Genetics Diagnostic Center
HİV DANIŞMA HATTI
0554 236 66 20
0530 408 25 99

 
GİRİŞ.

Tüm dünyada bugün için yaklaşık 42 milyon kişinin HIV pozitif olduğu ve bunlara günde 8500, yılda 6 milyon yeni vakanın ilave olduğu kabul edilmektedir.

Bu 6 milyon yeni HIV vakasının;

· % 90’ı gelişmekte olan ülkelerdedir.

· % 15’i ise 15-25 yaş arasındadır ve bunların da % 40’ı kadınlardan oluşmaktadır.

· Tüm dünyada bugüne kadar yaklaşık 20 milyon kadar HIV kaynaklı ölüm görülmüştür (enfekte kişilerin yaklaşık yarısı).

HIV NEDİR?

HIV, AIDS’in etyolojik ajanı olan Human Immunodeficieny Virus (İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü) kelimelerinin baş harfleri kullanılarak adlandırılmıştır. Bu mikroorganizma bağışıklık sistemini tutarak bireyin savunma sistemini zayıflatan bir virüstür.

Virüsün Özellikleri

HIV retrovirüs ailesinde yer alan bir RNA virüsüdür.

Bu virüs en fazla lökositlerde (özellikle CD4 T hücrelerinde), vücut salgılarında, daha az olarak da beyin ve barsak hücrelerinde bulunur.

İnsanda hücresel bağışıklıktan sorumlu olan CD4 T hücrelerinin ölümüne neden olarak hastalık yapar.

HIV Virüsünün Tipleri

HIV virüsünün bilinen iki tipi vardır. HIV-1 ve HIV-2

Kuzey Amerika ve Avrupa'da yaygın olan tip genellikle HIV olarak adlandırılırken Batı Afrika'da seropozitif asemptomatik bireylerden izole edilen yeni subtipe HIV-2 adı verilmiştir. HIV-1 ve HIV-2 suşlarının birçok biyolojik karakterlerinin benzer olmasına karşın bazı farklılıkların olduğu saptanmıştır. Örneğin HIV-2 HIV-1'e göre seksüel ve vertikal yolla daha az bulaşma olasılığına sahiptir. Ayrıca HIV-1 ve HIV-2 serolojik ve moleküler yapı olarak daha kolaylıkla ayrılabilmektedir. Örneğin HIV-1 ve HIV-2’nin genomunda iki önemli farklılık bulunmaktadır. HIV-1 de bulunan ‘vpu geni’ HIV-2 de bulunmamaktadır. Ayrıca HIV-2 de ilaveten HIV-1 de bulunmayan ‘vpx geni’ bulunmaktadır.

Şekil. HIV (Human Immunodeficiency Virus)

HIV Pozitiflik Nedir?

Kanında HIV virüsü bulunan kişilere “HIV pozitif” denir. Aynı zamanda kanında HIV antikoru (+) olan bu vakalar tedavi almazlarsa 3-10 yıl içinde “AIDS” tablosu ortaya çıkar.

HIV’in Bulaşma Yolları

Üç yolla bulaşabilir:

1. Cinsel İlişki: Tüm bulaşmaların % 80-85’i bu yolla olmaktadır.

· Korunmasız cinsel ilişki

· Oral, vajinal, anal cinsel temas

2. Kan Yoluyla Bulaşma: Tüm bulaşmaların % 10-15’i bu yolla olmaktadır.

· Kan veya kan ürünlerinin transfüzyonu (nakli)

· İğne batması ve açık yaradan HIV ile temas yoluyla bulaşma

· İntravenöz (damar içi) ilaç kullanıcıları arasında iğne paylaşımı

3. Perinatal Geçiş (Anneden bebeğine): Tüm bulaşmaların % 3-5’i bu yolla olmaktadır.

· Hasta veya taşıyıcı anneden bebeğe anne karnında ya da doğumda

· Hasta veya taşıyıcı anneden bebeğine emzirmeyle

HIV Nelerle Bulaşmaz?

HIV günlük yaşamda aynı odada bulunma, aynı okulda okuma, aynı havayı soluma ile bulaşmaz. Aynı zamanda sağlam deriden, tükürük, gözyaşı, ter, aksırık, öksürük, idrar, dışkı, yiyecekler, içecekler, çatal, kaşık, bardak, tabak, telefon, tuvalet, duş, musluk, yüzme havuzu, deniz, sauna, hamam, sinek-böcek ısırması, dokunmak ya da yan yana oturmakla HIV geçişi olmadığı kabul edilmektedir.

AIDS Nedir?

HIV’in neden olduğu bağışıklık sistemini etkileyen bulaşıcı bir hastalıktır.

AIDS’in Belirtileri

HIV bulaştıktan sonra, AIDS hastalığı belirtileri kişinin yaşam koşullarına ve vücut direncine göre 3-15 yıl, hatta bazen daha uzun bir süre sonra ortaya çıkar. Bu belirtiler aşağıda verilmiştir.

· Belirli bir nedene bağlı olmaksızın haftalarca süren derin bitkinlik,

· 2 ay içerisinde %10 dan fazla tanımlanamayan kilo kaybı,

· Birkaç haftadan fazla süren sebebi açıklanamayan ateş, titreme ve gece terlemeleri,

· İlk bakışta çürüğe benzeyen, ancak kaybolmayan, ağrısız, vücudun her yerinde bulunabilen düzgün, sert ve gittikçe büyüyen pembe-kızıl renkli lekeler,

· Belirgin bir sebebi olmayan ve iki haftadan uzun süren koltuk altı ve boyun lenf bezlerinde şişlik,

· Solunum güçlüğü ve kuru öksürük,

· Ağızda devamlı beyaz lekeler bulunması, uçuklar,

· Kronik diyare.

HIV’in Klinik Seyri

1. Akut Retroviral Sendrom

HIV’in alınmasından 1-6 hafta sonra hastaların önemli bir kısmı nonspesifik ateşli bir hastalık geçirmektedir. Bu tablo geçici ve birkaç hafta içerisinde kendiliğinden sınırlanan bir infeksiyon şeklindedir. Hastalarda:

-Ateş,

-Halsizlik, yorgunluk,

-Döküntüler

-Başağrısı

-Farenjit

-Diyare saptanabilir.

2. Asemptomatik Evre

HIV’in alınmasından yaklaşık 8-10 yıl sonra hastaların hayatını tehdit eden fırsatçı enfeksiyonlar ve tümörler görülebilir. Ancak bu tip bulguların hastaların bazılarında birkaç haftada bile görülebildiği bildirilmiştir.

3. Semptomatik Evre

Herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir ancak genellikle 8 yıl kadar sonra gözlenmektedir. Bu dönemde genelde hayatı tehdit edici olmamakla birlikte tüberküloz, lokal fungal infeksiyonlar, lenfoma gözlenebilir.

Hastalığın İlerleyişini Etkileyen Faktörler

· Hastalığın edinilme yolu,

· Alınan HIV virüsünün yoğunluğu,

· Virüs suşunun virülansı,

· Cinsiyet,

· Konağın genetik yapısı,

· Tıbbi girişimlerdir.

Anti-HIV Testi Nedir? Ne Zaman Yapılmalıdır?

HIV vücuda girdiğinden itibaren, vücutta bununla savaşmak için özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorların ELISA yöntemiyle saptanmasına Anti-HIV testi denir. HIV antikorlarının ELISA yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için 3 aylık bir süreye (pencere dönemi) ihtiyaç vardır. Bu nedenle test, bulaşma olduktan 3 ay sonra yapılmalıdır. Anti-HIV testinin pozitif olması kanda HIV virüsüne karşı antikorların olduğunu gösterir. Ancak anti-HIV testinin yalancı pozitif çıkma ihtimali de vardır. Bu nedenle Anti-HIV testinin pozitif (seropozitif) olduğunu söyleyebilmemiz için Westernblot testi adı verilen doğrulama testininde yapılıp sonucunun pozitif bulunması gerekmektedir. Son yıllarda HIV virüsünün kandaki varlığının direkt kanıtlanması PCR (polymerase chain reaction = polimeraz zincir reaksiyonu) yöntemi ile de yapılabilmektedir. Bu yöntemle ilk haftadan itibaren HIV virüsünün kandaki varlığı gösterilebilmektedir.

Yeni Doğanda HIV Testleri?

Bebeklerde (süt çocuklarında) HIV enfeksiyonunun tanısı için en sık kullanılan testler HIV için kan kültürleri ve DNA tabanlı PCR testidir. HIV pozitif annelerden doğan tüm çocuklarda yaşamın ilk 48 saatinde, 1-2.aylarda ve 4. ayda DNA-PCR testi önerilmektedir. Yaşamın ilk 15 ayından sonra pozitif ELlSA ve Westernblot antikor testleri anneden geçen enfeksiyonun varlığını kanıtlar.

Laboratuar Tanısı

1.Virüs Kültürü: Virüsün periferal kan lenfositlerinden kültürü yapılabilir. Kullanılan en uygun yöntem; mitojenle stimüle edilmiş normal periferal kan mononükleer hücrelerinin hasta örneği ile birlikte kültürüdür. Virus üremesi yavaş olur (7-14 gün) ve viral RT aktivitesi ya da virüse özgül antijenlerin gösterilmesiyle saptanır.

2.Seroloji: HIV antikorlarının tespitinde ve tarama amacıyla en sık kullanılan yöntem ELISA’dır. ELISA ile pozitiflik saptandığında yöntem tekrar edilir, yine pozitifse bu kez western blot (WB) yöntemiyle konfirme edilmelidir. Daha ziyade bireysel olarak uygulama amaçlı kullanılan diğer serolojik testler aglütinasyon ve immunodot yöntemleridir.

3.Moleküler yöntemler: Klinik örneklerde viral RNA’nın saptanmasında kullanılan yöntemler RT-PCR (reverse transkriptaz polimeraz zincir reaksiyonu, amplifikasyon temelli) ve bDNA (branchDNA, amplifikasyon-hibridizasyon temelli) testleridir. Bunlar kantitatif sonuç verdiğinden özellikle viral yük tayininde önem taşırlar.

HIV ile karşılaşıldıysa ya da şüphe varsa ne yapılmalıdır?

Riskli davranışları olan kişiler (intravenöz uyuşturucu kullananlar, eşcinseller, biseksüel erkekler, çok eşli heteroseksüeller, hemofili hastaları veya çok sıklıkla kan transfüzyonu alan bireyler ve bu grupların eşleri) uygun testlerle taranmalıdırlar.

Böyle bir durumda ilk yapılan tarama testi HIV1/2 antikor testi (ELISA yöntemi) bu testin sonucunun pozitif çıkması durumunda test tekrarlanmalıdır ve Westernblot doğrulama testi yapılmalıdır. ELISA testinin yapılabilmesi için 3 aylık bir süreye ihtiyaç vardır (bu 3 aylık döneme pencere dönemi denir). Bu dönemde PCR yöntemiyle virüs varlığının tespit edilmesi tercih edilmektedir. PCR ile ilk haftadan itibaren virüs varlığının tespit edilmesi mümkündür. PCR’la HIV DNA'sı ve RNA'sı direkt olarak saptanmaktadır ve pencere döneminde de genellikle pozitiflik tespit edilebilmektedir. HIV pozitif annelerin bebeklerinde görülen antikorların bebeğe ait olup olmadığını test etmek için kullanılabilir. Şüpheli westernblot test sonuçları elde edildiğinde de yine PCR kullanılabilmektedir. Virusun yapısal bölümlerinden biri olan p24 antijenini, yine ELISA tekniği ile kanda aramak olasıdır. Henüz antikorlar oluşmadan önce ve temastan iki hafta sonrasından başlayarak dolaşımda p24 antijenine saptanabilmektedir. Yani kısaca riskli davranışınız üzerinden

· 1-3 hafta geçmiş ise HIV-1 proviral DNA testi (PCR yöntemi ile)

· 3 hafta 3 aylık süre içinde p24 antijen testi+ELISA testi

· 3 ay sonra ELISA testi (pozitif çıkması halinde Westernblot doğrulama testi, negatif çıkması halinde 6 ay sonra ELISA testinin tekrarı) önerilmektedir.

· HIV pozitifliği daha önceden tespit edilmiş vakalarda HIV-1 RNA testi ile viral yük takibi yapılabilir.

Test Öncesi HIV Danışmanlığı

HIV testi öncesi danışmanlık alınmalıdır. Test sonucunun ne anlama geldiğini iyi bilmek ve ona göre tedbir almak gereklidir.

· Pozitif sonuç kişinin AIDS olduğu anlamına gelmemektedir ancak kişinin virüsle karşılaştığı ve virüsü taşıdığı anlamına gelmektedir.

· Negatif sonuç ise virüsle karşılaşılmadığı anlamına gelmemektedir. Çünkü virüsün saptanabilmesi için belirli bir zaman dilimine gereksinim vardır.

· WHO sağlık örgütü test sonuçları negatif bulunan kişilerinde şüpheli ilişkiden 6 ay sonra testi tekrar ettirmelerini önermektedir.

Kaynak : www.burclab.com

Burç Genetik Tanı Merkezi

BURÇ Genetics Diagnostic Center
HİV DANIŞMA HATTI
0554 236 66 20
0530 408 25 99

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar (CYBH)

Panel Kartı (Test Ücreti ve Test Yöntemi) -1-
Panel Kartı (Test Ücreti ve Test Yöntemi) -2-